Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
 Ezberbozan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

İzleyiciler

30 Mart 2026 Pazartesi

Kur'an'da İsrailoğulları ile İlgili Ayetler ve Mealleri


Kur'an-ı Kerim'de "İsrailoğulları" (Arapça: Benî İsrâil) ifadesi doğrudan geçen ayetler aşağıdadır. Bu liste, klasik kaynaklar ve meal sitelerinden derlenen en kapsamlı referanslara dayanır (tam sayı yaklaşık 40-43 civarındadır, bazı ayetlerde "İsrailoğulları" kelimesi açıkça geçer).Ayetleri sure sırasına göre, kısa meal (Diyanet ve yaygın Türkçe meallere yakın) ile birlikte veriyorum. Tam metin için Kur'an-ı Kerim'in orijinal Arapça'sını ve tefsirini okumanızı öneririm. Ayetler genellikle Hz. Musa dönemi, verilen nimetler, ahit (söz), nankörlük ve kıssalar bağlamında geçer.Bakara Suresi (en çok geçen sure)
  • 2:40 — Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın ve ahdime bağlı kalın ki, Ben de ahdinize bağlı kalayım. Yalnızca Benden korkun.
  • 2:47 — Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi (bir dönem) âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
  • 2:83 — Hani İsrailoğulları'ndan misak (sağlam söz) almıştık: "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, ana-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin." Sonra pek azınız hariç yüz çevirdiniz.
  • 2:122 — Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi (bir dönem) âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
  • 2:211 — İsrailoğulları'na sor: Onlara nice açık mucizeler verdik...
(Bakara'da ayrıca münafıklar, buzağı olayı, ineğin kesilmesi gibi kıssalarda dolaylı atıflar vardır.)Âl-i İmrân Suresi
  • 3:49 — ...İsrailoğulları'na bir peygamber olarak (İsa) gönderildi...
Maide Suresi
  • 5:12 — Andolsun ki Allah, İsrailoğulları'ndan misak almıştı. Onlara peygamberler

13 Mart 2026 Cuma

“Zamanında topraklarını satmışlar satmasalarmış”

“Zamanında topraklarını satmışlar, satmasalarmış” ifadesi, özellikle Türkiye'de sosyal medyada, forumlarda ve bazı siyasi/ milliyetçi çevrelerde Filistinliler / Filistin halkı hakkında sıkça kullanılan bir argüman ya da alaycı söylemdir.Bu ifade genellikle şu anlama gelir:
  • “Filistinliler Osmanlı döneminde (veya İngiliz mandası öncesi/sonrası erken dönemde) Yahudilere toprak sattılar. Sonra sattıkları topraklar üzerinde İsrail kurulunca şimdi hak iddia ediyorlar, ağlıyorlar. Satmasalardı bu sorun olmazdı” şeklinde özetlenen bir iddia.
Bu söylem, Filistin-İsrail çatışmasını basitleştirerek Filistinlilerin “kendi hataları yüzünden” bu duruma düştüğünü ima eder ve genellikle sempatiyi azaltmak, “kendi kendilerine yaptılar” havası yaratmak için kullanılır.Tarihi gerçekler ne yönde?Osmanlı'nın son dönemi ve İngiliz mandası yıllarında (özellikle 1880-1948 arası) Yahudi örgütleri (özellikle Jewish National Fund ve benzeri yapılar) Filistin'deki arazilerin bir kısmını satın almıştır. Ancak bu satışların boyutu ve niteliği sıkça çarpıtılır:
  • 1948'de İsrail'in kurulduğu sırada Yahudilerin yasal yolla satın aldığı arazi oranı yaklaşık %6-7 civarındadır (bazı kaynaklarda %5,5-8 arası rakamlar geçer).
  • Satın alınan arazilerin büyük bölümü büyük toprak sahiplerinden (çoğu Lübnanlı, Suriyeli veya Mısırlı absentee landlord yani uzaktan toprak sahibi olan zengin aileler) alınmıştır. En bilinen örnek Sursock ailesinin (Lübnan merkezli Hristiyan bir aile) yaptığı büyük satışlardır.
  • Çoğu Filistinli köylü (fellah) kendi işledikleri toprağın sahibi değildi; Osmanlı toprak sisteminde (miri arazi) toprak devlete aitti, köylüler kullanım hakkına sahipti. Bu yüzden çoğu zaman köylülerin doğrudan sattığı arazi çok sınırlıdır.

5 Mart 2026 Perşembe

İspanya'nın Filistin politikası tarihi


İspanya'nın Filistin politikası tarihi, ülkenin kendi iç dönüşümleri, uluslararası izolasyondan kurtulma çabaları, Avrupa entegrasyonu ve Arap dünyasıyla tarihsel bağları gibi faktörlerle şekillenmiştir. Bu politika, genellikle
iki devletli çözüm savunusu, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve işgal altındaki topraklardaki yasadışı yerleşimlere karşı tutarlı bir muhalefet üzerine kuruludur. İspanya, Avrupa Birliği içinde Filistin meselesinde en net ve proaktif ülkelerden biri olarak öne çıkar.
Franco Dönemi (1939-1975): Arap Yakınlaşması ve İzolasyon PolitikasıFranco diktatörlüğü sırasında İspanya, II. Dünya Savaşı sonrası Batı tarafından dışlandı. Bu izolasyonu kırmak için Arap dünyasıyla yakınlaşma stratejisi izledi. Özellikle Fas'taki İspanyol protektorası (1912-1956) deneyimi, Arap ülkeleriyle ilişkileri güçlendirdi.
  • 1947'de BM'nin Filistin Bölünme Planı'na katılmadı (BM üyesi değildi).
  • 1948'de Kudüs'teki İspanyol yardımcı konsolosunun Haganah tarafından öldürülmesi,

İspanya'nın Gazze karşısındaki duruşu

İspanya'nın Gazze karşısındaki duruşu, 21. yüzyılın en karanlık sayfalarından birinde beklenmedik bir ışık gibi parladı. Avrupa'nın büyük bölümünün ya sessiz kaldığı ya da utangaç bir denge politikası güttüğü bir dönemde, İspanya –hem hükümet hem de toplum olarak– net, ısrarcı ve ahlaki bir tavır sergiledi. Bu tavır, sadece diplomatik bir pozisyon değil; aynı zamanda vicdanın, tarihe karşı sorumluluğun ve insanlığın ortak geleceğine dair inancın somut bir ifadesiydi.


Başbakan Pedro Sánchez'in dili, alışılmışın dışında keskin ve doğrudan oldu. "Bu bir soykırımdır" cümlesini bir kalabalığa tekrarlatarak söylediği an, sadece siyasi bir çıkış değildi; bir meydan okuma, bir utandırma ve aynı zamanda bir davetiyeydi. "Benimle birlikte söyleyin: Bu bir soykırımdır" derken, suskunluğu kırmaya, normalleştirmeye çalışan herkesi kendi

3 Mart 2026 Salı

Hakan Fidan’dan çarpıcı açıklamalar


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan İran-ABD-İsrail savaşı ve Türkiye’ye etkilerine dair çarpıcı açıklamalar… “Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” “İran’dan Türkiye’ye yönelik göç dahası ihtimaline karşı her türlü planlamayı yaptık.”
▪️Gelişmeler, hem bölgemizin geleceğini hem de küresel istikrarı riske

Devlet Aklı Ne Yapıyordu? İşte Son 20 Yılın Sırrı

Türkiye'nin son yirmi yılda izlediği yol, dışarıdan bakıldığında belki yeterince fark edilmiyor; çünkü pek çok hamle sessiz, maliyetleri iç kamuoyuna çok yansıtılmadan ve uzun vadeli öngörülerle gerçekleştirildi.



Devlet aklı, ufukta toplanan fırtınayı çok önceden sezmiş olacak ki, savunma sanayii alanında devasa yatırımları kesintisiz sürdürdü. Bu hamleler, sadece askeri kapasiteyi artırmakla kalmadı; aynı zamanda ülkeyi olası ambargolara, baskılara ve ani krizlere karşı daha dirençli kıldı.
Suriye, Irak, Libya ve Doğu Akdeniz gibi sıcak bölgelerde "Ne işimiz var oralarda?"