Mevlânâ'nın emanet yorumu, doğrudan Ahzâb Suresi 72. âyetin (emanet âyeti) etrafında döner ve tasavvufî bakışıyla çok derinleşir. O âyet şöyle der: “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir.”
Mevlânâ bu âyeti Mesnevî'de ve sohbetlerinde sıkça işler, ama yorumu şu yöndedir: Emanet, Allah'ın insana verdiği en büyük yükümlülük ve aynı zamanda en büyük lütuftur. Bu emanet, akıl, irade, özgür seçim yeteneği, Allah'ı tanıma ve O'na kulluk etme kapasitesidir. Gökler, yer ve dağlar gibi muazzam varlıklar bile bu emaneti taşıyamamış, çünkü onlar zorunluluk (cebr) âleminde yaşar; iradeleri yoktur, sadece Allah'ın emrine mutlak itaat ederler. İnsan ise irade sahibi olduğu için emaneti kabul etmiş, ama bu kabul aynı zamanda bir tehlike




