Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
 Ezberbozan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

İzleyiciler

26 Ocak 2026 Pazartesi

Duanın Psikolojik Faydaları: Sessiz Bir Sesin İç Dünyaya Dokunuşu

Dua, kelimelerin ötesinde bir eylem. Bazen tek bir “lütfen”, bazen uzun bir iç döküş, bazen de sadece derin bir nefes. Ama ne şekilde olursa olsun, dua eden insan, farkında olmadan kendi zihninin en derin katmanlarıyla temas kuruyor. Ve bilim, son yıllarda bu temasın sıradan bir ritüel olmadığını; gerçek, ölçülebilir psikolojik faydalar taşıdığını gösteriyor.



En belirgin faydalardan biri stres ve kaygının azalması. Araştırmalar, dua ederken kalp atışının yavaşladığını, kas gerginliğinin azaldığını, nefesin derinleştiğini ortaya koyuyor. Bu, meditasyonla neredeyse aynı fizyolojik tepki: “savaş ya da kaç” modundan çıkıp “dinlen ve onar” moduna geçiş. Kortizol seviyeleri düşüyor, parasempatik sinir sistemi devreye giriyor. Yani dua, bedenin kendi doğal sakinleştiricisini aktive ediyor. Harvard ve benzeri kurumların çalışmaları, düzenli dua edenlerde anksiyete ve depresyon belirtilerinin belirgin şekilde azaldığını gösteriyor. Özellikle zor zamanlarda dua, umutsuzluğun yerini “bir şey olacak, bir yol bulunacak” hissine bırakıyor.
Dua aynı zamanda duygusal regülasyon için güçlü bir araç. Kişi dua ederken, kontrol edemediği olayları bir üst güce teslim ediyor. Bu teslimiyet, “her şeyi ben çözmeliyim” baskısını hafifletiyor. Psikolojide buna “kontrol odağını dışsallaştırma” deniyor ve bu, özellikle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) veya kronik kaygı yaşayanlarda çok etkili. Dua, sorunu küçültmüyor; ama sorunu taşıyan omuzları hafifletiyor. Araştırmalar, dua edenlerin duygusal kabul ve perspektif genişlemesi konusunda daha başarılı olduğunu söylüyor: sorun hâlâ orada, ama artık “beni tamamen yok edecek” kadar büyük görünmüyor.Bir başka katman: yalnızlık ve izolasyon hissinin azalması. Modern dünyada en yaygın ruhsal yaralardan biri yalnızlık. Dua ise, “beni gören, duyan biri var” duygusunu veriyor. Bu duygu, sosyal bağların yokluğunda bile bir tür “ilişki” yaratıyor. CNN ve Psychology Today gibi kaynaklarda yer alan çalışmalar, dua edenlerin kendilerini daha az izole hissettiğini, korku ve kaygının azaldığını belirtiyor. Özellikle yaşlılık döneminde dua, “sevilme” hissini artırıyor ve depresif belirtileri düşürüyor.Beyin düzeyinde de değişimler var. Düzenli dua ve meditasyon yapanların beyin taramalarında prefrontal korteks (dikkat, karar verme, duygusal regülasyon bölgesi) daha aktif, amigdala (korku merkezi) ise daha az reaktif çıkıyor. Serotonin salınımı artıyor, bu da ruh halini dengeleyen doğal bir antidepresan etkisi yaratıyor. Nefes kontrolüyle birleştiğinde dua, neredeyse bir tür nörobiyolojik terapi haline geliyor.
Tabii dua, herkeste aynı etkiyi göstermiyor. İnanç düzeyi, dua türü (kişisel mi, toplu mu, şükür mü, yakarış mı), beklenti ve niyet önemli. Ama genel olarak bilim, dua edenlerin daha yüksek psikolojik iyi oluş, daha düşük negatif duygu yoğunluğu ve daha güçlü başa çıkma mekanizmaları sergilediğini söylüyor.
En güzeli ise şu: Dua, hiçbir yan etkisi olmayan, maliyetsiz, her an erişilebilir bir “terapi”. İlaç değil, ama ilaç kadar etkili olabiliyor. Çünkü dua, insanı sadece sakinleştirmiyor; ona “anlaşılmış” hissi veriyor. Ve psikolojinin en temel ihtiyacı da bu değil mi? Duyulmak, görülmek, “yalnız değilsin” diye fısıldanması.
Dua, çok uzaklardan duyulan en sessiz sestir demiştik.
Ama o ses, en çok da dua edenin kendi içindeki yaraları iyileştiriyor.
Çünkü en derin yaralar, en sessiz şifayla kapanır.

Özgürlük Adalet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Türkiye'nin Partisi AkParti