Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
 Ezberbozan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

İzleyiciler

3 Ekim 2025 Cuma

Türkiye’nin Kalkınma Yolculuğu: Engellerin Ötesinde Bir Yükseliş

Türkiye’nin kalkınma ve modernleşme serüveni, yalnızca ekonomik ya da toplumsal zorluklarla değil, aynı zamanda iç ve dış dinamiklerin oluşturduğu karmaşık bir ağın gölgesiyle şekillenmiştir. “Bazı eller, içeriden iş birliğiyle geri büyümemizi engelledi” sözü, bu mücadelenin özünü çarpıcı bir şekilde yansıtır. İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, TOGG gibi dev projeler, ekonomik krizler ve içeriden yükselen muhalefet, bu dirençli yolculuğun somut yansımalarıdır. Bu yazıda, Türkiye’nin kalkınma mücadelesini, iç ve dış aktörlerin rollerini, bu engellerin dinamiklerini ve Türkiye’nin kararlı yükselişini ele alacağım.


İç ve Dış Güçlerin Gölgesinde Bir MücadeleTürkiye’nin kalkınma çabaları, tarih boyunca hem içeriden hem de dışarıdan gelen sistematik engellerle karşılaştı. Bu engeller, bazen siyasi (darbeler, idamlar), bazen ekonomik (sabotajlar, yaptırımlar), bazen de

17 Haziran 2025 Salı

Siyasal İslam teriminin tarihsel ve akademik gerçekliği

Siyasal İslam (veya İslamcılık), İslam'ı bir siyasi ideoloji ve yönetim sistemi olarak merkeze alan hareketleri ve düşünceleri tanımlayan bir terimdir. Tarihsel ve akademik gerçekliğini anlamak için kökenlerine, gelişimine ve bağlamına bakalım:
1. Tarihsel Kökenleri
  • Erken İslam ve Siyaset: İslam'ın başlangıcında, Hz. Muhammed'in Medine'de kurduğu topluluk, dini ve siyasi otoriteyi birleştiren bir model sundu. Medine Vesikası, farklı dini grupları bir arada yöneten bir anayasa niteliğindeydi. Halifelik sistemi de İslam'ın siyasi bir düzenle ilişkilendirildiğini gösterir. Bu, bazılarının "İslam zaten siyasaldır" argümanını desteklediği bir zemin oluşturur.
  • Modern Dönem ve Sömürgecilik: Siyasal İslam, 19. ve 20. yüzyılda, özellikle Batı sömürgeciliğine ve seküler modernleşmeye tepki olarak ortaya çıktı. Osmanlı'nın zayıflaması, hilafetin kaldırılması (1924) ve Müslüman coğrafyalarda ulus-devletlerin yükselmesi, İslam'ın siyasi rolünü yeniden düşünmeye yol açtı.
  • Öncü Düşünürler: Cemaleddin Afgani (1838-1897) ve Muhammed Abduh (1849-1905) gibi reformistler, İslam'ın modern dünyaya uyum sağlaması ve siyasi bir güç olarak yeniden canlanması gerektiğini savundu. Bu, siyasal İslam'ın ideolojik temellerini oluşturdu.
2. Akademik Tanımı ve Kullanımı
  • Terimin Ortaya Çıkışı: "Siyasal İslam" veya "İslamcılık" terimi, 20. yüzyıl akademisinde, İslam'ı siyasi bir proje olarak benimseyen hareketleri tanımlamak için kullanıldı. İngilizce'de

29 Mayıs 2025 Perşembe

"Göğün yedi katı" kavramı

"Göğün yedi katı" kavramı, hem İslam kültüründe hem de Yahudilikte önemli bir yere sahiptir ve her iki dinde de kozmolojik bir anlayış olarak ifade edilir. Ancak, bu kavramın hangi dinde daha kuvvetle seslendirildiği veya inanıldığı, bağlama, metinlerin vurgusu ve kültürel uygulamalara göre değerlendirilmelidir. Aşağıda her iki dinin bu konudaki yaklaşımını karşılaştırıyorum:
İslam Kültüründe "Yedi Kat Gök"
  • Kur'an'daki Yeri: İslam'da "yedi kat gök" kavramı, Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilir. Örneğin:
    • Mülk Suresi 3. ayet: "O ki, yedi göğü tabaka tabaka yarattı. Rahman’ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk göremezsin."
    • Fussilet Suresi 12. ayet: "Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe işini vahyetti." Bu ayetler, gökyüzünün yedi katmanlı bir yapıya sahip olduğunu açıkça ifade eder ve bu, İslam kozmolojisinin temel bir unsuru olarak kabul edilir.
  • Teolojik ve Kültürel Vurgu: İslam'da yedi kat gök, Allah’ın yaratma kudretinin bir göstergesi olarak vurgulanır. Hadislerde ve İslam alimlerinin tefsirlerinde (örneğin, İbn Abbas veya Taberi gibi), bu katmanların her birinin farklı melekler, varlıklar veya manevi alemlerle ilişkili olduğu belirtilir. Örneğin, yedinci gök genellikle "Sidretü’l-Münteha" (en yüksek sınır ağacı) ile ilişkilendirilir ve Miraç hadisesinde Hz. Muhammed’in Allah’ın huzuruna yükseldiği yer olarak tasvir edilir.
  • Halk Kültürü ve Edebiyat: Türk-İslam kültüründe, özellikle tasavvuf ve halk edebiyatında, "yedi kat gök" kavramı hem kozmolojik hem de mecazi olarak sıkça kullanılır. Bu, Allah’ın yüceliğini, evrenin düzenini ve manevi yükselişi sembolize eder.
  • Gücü ve Yaygınlığı: İslam’da bu kavram, Kur’an’ın doğrudan ifadeleriyle desteklendiği için teolojik olarak güçlü bir temele sahiptir ve hem ilmi hem de halk düzeyinde yaygın bir şekilde bilinir ve kabul görür.
Yahudilikte "Yedi Kat Gök"
  • Metinsel Temel: Yahudilikte "yedi kat gök" kavramı, Tevrat’ta (Tanah) doğrudan ve açıkça ifade edilmez, ancak Talmud, Midraş ve diğer Yahudi mistik metinlerinde (özellikle Kabbala geleneğinde) gökyüzünün yedi katmanlı olduğu fikri detaylı bir şekilde işlenir. Örneğin:
    • Talmud (Hagiga 12b): Gökyüzünün yedi katmandan oluştuğu belirtilir ve her bir katmana bir isim verilir (Vilon, Rakia, Shehakim, Zebul, Maon, Makon, Araboth). Her

21 Mayıs 2025 Çarşamba

Türkiye’nin Diplomasi Geleneği


Türkiye’nin diplomasiyi tercih etmesi, Osmanlı’dan beri gelen bir devlet geleneği aslında. Cumhuriyet tarihinde de (Kıbrıs Harekatı gibi istisnalar hariç) genelde çatışmadan çok müzakereyle sonuç alınmış. Mesela, 1998’de Suriye’yle Öcalan krizi savaşın eşiğine geldi ama diplomasi (Adana Mutabakatı) ile çözüldü. Bu, Türk dış politikasının pragmatik yönünü gösteriyor.


Özgürlük Adalet

Türkiye'nin Suriye de üsleri olması ne anlama geliyor? İsrail neden rahatsız?


Türkiye’nin Suriye’de üslerinin olması, stratejik, siyasi ve askeri açılardan birden fazla anlama geliyor. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel etkisini artırma çabası, sınır güvenliğini sağlama hedefi ve Suriye’nin geleceğindeki rolünü şekillendirme isteğiyle ilişkilendirilebilir. İsrail’in bu durumdan rahatsızlık duyması ise kendi güvenlik kaygıları, bölgesel güç dengeleri ve Türkiye’nin artan nüfuzuyla bağlantılıdır. 
Şimdi bu iki boyutu ayrı ayrı ele alalım:
Türkiye’nin Suriye’de Üslerinin Olmasının Anlamı
Sınır Güvenliği ve Terörle Mücadele: Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın

19 Mayıs 2025 Pazartesi

Doğal gaz veya petrol keşfinin Ekonomik Etkileri

Ülkenin bir yerinde gaz yada petrol bulunuyor, keşfi yapılıyor, bu duyurulduğu anda 'ne zaman faturalara yansıyacak' sesleri yükselmeye başlıyor.. Veya ' ee bize zam var mı?' gibi söylemler.  Bunun anında halkın ceplerine etki etmesi mümkün mü? Keşfinden, ceplere/faturala doğru bir yolculuk yapalım:



Doğal gaz veya petrol keşfi duyurulduğunda, halkın bu keşfin ekonomik etkilerini hemen faturalarında görmesini beklemesi yaygın bir tepki. Ancak, bu süreç genellikle düşündüğünden daha karmaşık ve zaman alıcıdır. İşte nedenleri ve işin mantığı:
  1. Keşiften Üretime Uzun Süreç:
    • Keşfedilen bir rezervin ekonomik olarak çıkarılabilir olup olmadığı (ticari fizibilitesi) detaylı analizlerle belirlenir. Bu, jeolojik çalışmalar, sondaj testleri ve rezerv büyüklüğünün değerlendirilmesini içerir.
    • Eğer rezerv çıkarılmaya uygunsa, üretim için altyapı kurulması gerekir: kuyular, boru hatları, rafineriler veya işleme tesisleri gibi. Bu süreç yıllar alabilir (genelde 3-10 yıl, rezervin büyüklüğüne ve konumuna bağlı).
    • Örneğin, Türkiye’de Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nda 2020’de keşfedilen gazın üretime geçmesi 2023’ü buldu ve tam kapasite üretim daha uzun sürecek.
  2. Maliyetler ve Yatırımlar:
    • Keşif ve üretim süreçleri milyarlarca dolarlık yatırım gerektirir. Devlet veya şirketler bu maliyetleri karşılamak için borçlanabilir veya uluslararası ortaklarla çalışabilir. Bu masraflar, gaz veya petrolün piyasaya sunulmadan önce karşılanması gereken yüklerdir.
    • Üretim başladıktan sonra da işletme maliyetleri (personel, bakım, lojistik) devam eder. Yani, “bulundu, hemen ucuzlar” gibi bir durum gerçekçi değil.
  3. Faturalara Yansıma Meselesi:
    • Bulunan kaynak iç piyasada kullanılsa bile, enerji fiyatları genellikle küresel piyasalar,