İspanya'nın Filistin politikası tarihi, ülkenin kendi iç dönüşümleri, uluslararası izolasyondan kurtulma çabaları, Avrupa entegrasyonu ve Arap dünyasıyla tarihsel bağları gibi faktörlerle şekillenmiştir. Bu politika, genellikle iki devletli çözüm savunusu, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve işgal altındaki topraklardaki yasadışı yerleşimlere karşı tutarlı bir muhalefet üzerine kuruludur. İspanya, Avrupa Birliği içinde Filistin meselesinde en net ve proaktif ülkelerden biri olarak öne çıkar.Franco Dönemi (1939-1975): Arap Yakınlaşması ve İzolasyon PolitikasıFranco diktatörlüğü sırasında İspanya, II. Dünya Savaşı sonrası Batı tarafından dışlandı. Bu izolasyonu kırmak için Arap dünyasıyla yakınlaşma stratejisi izledi. Özellikle Fas'taki İspanyol protektorası (1912-1956) deneyimi, Arap ülkeleriyle ilişkileri güçlendirdi.
- 1947'de BM'nin Filistin Bölünme Planı'na katılmadı (BM üyesi değildi).
- 1948'de Kudüs'teki İspanyol yardımcı konsolosunun Haganah tarafından öldürülmesi, Franco rejiminin Arap yanlısı tutumunu pekiştirdi.
- 1974'te BM Genel Kurulu'nda Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıyan kararlara (3236 ve 3237) evet oyu verdi; Filistin Kurtuluş Örgütü'nü (FKÖ) meşru temsilci olarak tanıyan ilk adımlardan biriydi.
- İspanya, Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (bugünkü AB) girme sürecinde İsrail'le ilişkileri erteledi.
- 1986'da AB'ye üye olduktan sonra İsrail'le tam diplomatik ilişkiler kuruldu (Avrupa'da en geç yapan ülke oldu). Ancak bu, Filistin haklarından vazgeçmek anlamına gelmedi; tam tersine, iki devletli çözüm vurgusu güçlendi.
- Konferans, İsrail-Filistin diyaloğunun temelini attı ve 1993 Oslo Anlaşmaları'na zemin hazırladı.
- İspanya, BM Güvenlik Konseyi kararları 242 ve 338'e dayalı bir çözüm savundu; FKÖ'nün katılımını destekledi.
- 18 Kasım 2014'te İspanya Parlamentosu (tüm partilerin desteğiyle), hükümeti Filistin Devleti'ni tanımaya çağıran bir önerge kabul etti. Bu, İsveç'in tanımasından kısa süre sonra geldi ve Avrupa'da sembolik ama güçlü bir adımdı.
- İspanya, yerleşimlerin yasadışı olduğunu, Doğu Kudüs'ün Filistin başkenti olabileceğini ve 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümü tutarlı şekilde savundu.
- 2024'te İsrail'e silah satışlarını durdurdu, limanlarını ve hava sahasını İsrail askeri sevkiyatlarına kapattı.
- Yerleşimcilere giriş yasağı getirdi, UNRWA'ya büyük yardım artırdı.
- 28 Mayıs 2024'te İrlanda ve Norveç'le eş zamanlı olarak Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. Bu, 1967 öncesi sınırlara dayalı, Doğu Kudüs başkentli bir Filistin'i kapsıyordu.
- Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'ndaki soykırım davasına destek verdi.
- Sánchez, "Bu bir soykırımdır" diyerek BM'de yüksek sesle tekrarlatacak kadar ileri gitti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Türkiye'nin Partisi AkParti