Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
 Ezberbozan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

İzleyiciler

5 Mart 2026 Perşembe

İspanya'nın Filistin politikası tarihi


İspanya'nın Filistin politikası tarihi, ülkenin kendi iç dönüşümleri, uluslararası izolasyondan kurtulma çabaları, Avrupa entegrasyonu ve Arap dünyasıyla tarihsel bağları gibi faktörlerle şekillenmiştir. Bu politika, genellikle
iki devletli çözüm savunusu, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve işgal altındaki topraklardaki yasadışı yerleşimlere karşı tutarlı bir muhalefet üzerine kuruludur. İspanya, Avrupa Birliği içinde Filistin meselesinde en net ve proaktif ülkelerden biri olarak öne çıkar.
Franco Dönemi (1939-1975): Arap Yakınlaşması ve İzolasyon PolitikasıFranco diktatörlüğü sırasında İspanya, II. Dünya Savaşı sonrası Batı tarafından dışlandı. Bu izolasyonu kırmak için Arap dünyasıyla yakınlaşma stratejisi izledi. Özellikle Fas'taki İspanyol protektorası (1912-1956) deneyimi, Arap ülkeleriyle ilişkileri güçlendirdi.
  • 1947'de BM'nin Filistin Bölünme Planı'na katılmadı (BM üyesi değildi).
  • 1948'de Kudüs'teki İspanyol yardımcı konsolosunun Haganah tarafından öldürülmesi, Franco rejiminin Arap yanlısı tutumunu pekiştirdi.
  • 1974'te BM Genel Kurulu'nda Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıyan kararlara (3236 ve 3237) evet oyu verdi; Filistin Kurtuluş Örgütü'nü (FKÖ) meşru temsilci olarak tanıyan ilk adımlardan biriydi.
Bu dönem, pragmatik bir Arap yakınlaşmasıydı; ideolojik olmaktan ziyade izolasyondan kurtulma odaklıydı.Demokratik Dönüşüm ve Geçiş Dönemi (1975-1986)Franco sonrası demokrasiye geçişte (Transición Española), Filistin politikası süreklilik gösterdi. Adolfo Suárez hükümeti, Arap dünyasıyla ilişkileri korurken İsrail'le diplomatik ilişkileri geciktirdi.
  • İspanya, Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (bugünkü AB) girme sürecinde İsrail'le ilişkileri erteledi.
  • 1986'da AB'ye üye olduktan sonra İsrail'le tam diplomatik ilişkiler kuruldu (Avrupa'da en geç yapan ülke oldu). Ancak bu, Filistin haklarından vazgeçmek anlamına gelmedi; tam tersine, iki devletli çözüm vurgusu güçlendi.
1990'lar: Madrid Konferansı ve Oslo Süreciİspanya'nın en önemli katkılarından biri 1991 Madrid Barış Konferansı'nı ev sahipliği yapmasıydı. ABD ve SSCB'nin ortaklaşa düzenlediği bu konferans, Arap-İsrail çatışmasında ilk kapsamlı barış görüşmeleriydi.
  • Konferans, İsrail-Filistin diyaloğunun temelini attı ve 1993 Oslo Anlaşmaları'na zemin hazırladı.
  • İspanya, BM Güvenlik Konseyi kararları 242 ve 338'e dayalı bir çözüm savundu; FKÖ'nün katılımını destekledi.
2000'ler ve 2010'lar: Parlamento Kararları ve Tanıma ÇağrılarıFilistin'e destek, hem sol hem sağ hükümetlerde devam etti.
  • 18 Kasım 2014'te İspanya Parlamentosu (tüm partilerin desteğiyle), hükümeti Filistin Devleti'ni tanımaya çağıran bir önerge kabul etti. Bu, İsveç'in tanımasından kısa süre sonra geldi ve Avrupa'da sembolik ama güçlü bir adımdı.
  • İspanya, yerleşimlerin yasadışı olduğunu, Doğu Kudüs'ün Filistin başkenti olabileceğini ve 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümü tutarlı şekilde savundu.
2020'ler ve Gazze Savaşı Dönemi: En Net Duruş (2023-2026)2023 Ekim'inden sonraki Gazze krizi, İspanya'nın politikasını zirveye taşıdı. Pedro Sánchez liderliğindeki sol koalisyon hükümeti, Avrupa'da en sert eleştiriyi yapan ülke oldu.
  • 2024'te İsrail'e silah satışlarını durdurdu, limanlarını ve hava sahasını İsrail askeri sevkiyatlarına kapattı.
  • Yerleşimcilere giriş yasağı getirdi, UNRWA'ya büyük yardım artırdı.
  • 28 Mayıs 2024'te İrlanda ve Norveç'le eş zamanlı olarak Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. Bu, 1967 öncesi sınırlara dayalı, Doğu Kudüs başkentli bir Filistin'i kapsıyordu.
  • Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'ndaki soykırım davasına destek verdi.
  • Sánchez, "Bu bir soykırımdır" diyerek BM'de yüksek sesle tekrarlatacak kadar ileri gitti.
Bu adımlar, İspanya'yı AB içinde yalnızlaştırdı ama "vicdanlı azınlık" olarak konumlandırdı. Kamuoyu desteği de yüksek: Filistin'e sempati, tarihsel hafıza (Reconquista sonrası sürgünler, Engizisyon, Franco baskıları) ve sol gelenekle besleniyor.Genel Değerlendirmeİspanya'nın Filistin politikası, tarihsel hafıza, Arap dünyasıyla bağlar, BM merkezli uluslararası hukuk savunusu ve demokratik değerler üzerine oturur. Franco'dan bugüne evrilerek, pragmatizmden ahlaki bir duruşa dönüştü. Özellikle 2024-2026'daki tutum, "güçsüz ama sesli" bir Avrupa ülkesinin bile adalet için tavır koyabileceğini gösterdi.Bu politika, sadece Filistin'le ilgili değil; İspanya'nın kendi "bir daha asla" sözünün (totaliterlik, kitlesel acılara karşı) güncel yansımasıdır.

Özgürlük Adalet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Türkiye'nin Partisi AkParti