Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
 Ezberbozan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

İzleyiciler

12 Şubat 2026 Perşembe

Nükleer altyapı gerçekten yok edildi mi?


ABD Başkanı Trump ile İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yakın zamandaki görüşmesi, geçmişteki buluşmalara kıyasla kamuoyunda daha az yankı uyandırdı. Bu durum, iki ülke arasında bugüne dek gerçekleşen sık toplantıların yanı sıra, ABD ile İran arasındaki gerilimin seyrinden de kaynaklanıyor.



İki taraf arasındaki diplomasi, Trump'ın sert ve meydan okuyan dili ile İran'ın buna karşılık veren tutumu arasında sıkışmış görünüyor. Ancak detaylara inildiğinde, sürecin tamamen tıkanmadığını, aksine belirli bir yönde ilerleme kaydettiğini düşünmek mümkün.Bu tablo, ABD'nin askeri bir hamle yapmayacağı anlamına gelmediği gibi, kısa sürede kalıcı bir anlaşmayla barışın sağlanacağı beklentisini de doğrulamıyor. Aksine, sürecin uzun süreli, dalgalı ve zorlu geçeceğini, bu arada İran'ın iç politikada bazı yeniden yapılanma adımları atabileceğini öngörüyorum.
ABD bölgenin dinamiklerini ne kadar anlıyor?Açık konuşmak gerekirse, ABD'nin Ortadoğu'yu, buradaki tarihi, kültürel ve toplumsal

28 Ocak 2026 Çarşamba

Osmanlı armasını İngiltere Kraliçesi Victoria mı yaptırmış?

Osmanlı armasının (devlet arması olarak bilinen o meşhur sembolün) ortaya çıkmasında İngiltere Kraliçesi Victoria'nın doğrudan rolü vardır.
Osmanlı Devleti'nde geleneksel anlamda bir "devlet arması" (Avrupa tarzı coat of arms) yoktu. Tuğra, sancaklar, ay-yıldız gibi semboller kullanılıyordu ama tam bir arma geleneği mevcut değildi.
1853-1856 Kırım Savaşı sırasında Fransa, Sultan Abdülmecid'e Legion d'Honneur nişanı verdi. Bunun üzerine İngiltere de geri kalmamak için Kraliçe Victoria, Kasım 1856'da Osmanlı Sultanı'na "Dizbağı Nişanı" (Order of the Garter) verdi.


Bu nişanın bir geleneği vardı: Nişan verilen hükümdarın arması, Londra'daki Windsor Sarayı'nda St. George Kilisesi'nin duvarına asılıyordu. Ancak Osmanlı'nın böyle bir arması yoktu. Bu durum üzerine Kraliçe Victoria, İngiliz arma uzmanı Prens Charles Young

26 Ocak 2026 Pazartesi

Duanın Psikolojik Faydaları: Sessiz Bir Sesin İç Dünyaya Dokunuşu

Dua, kelimelerin ötesinde bir eylem. Bazen tek bir “lütfen”, bazen uzun bir iç döküş, bazen de sadece derin bir nefes. Ama ne şekilde olursa olsun, dua eden insan, farkında olmadan kendi zihninin en derin katmanlarıyla temas kuruyor. Ve bilim, son yıllarda bu temasın sıradan bir ritüel olmadığını; gerçek, ölçülebilir psikolojik faydalar taşıdığını gösteriyor.



En belirgin faydalardan biri stres ve kaygının azalması. Araştırmalar, dua ederken kalp atışının yavaşladığını, kas gerginliğinin azaldığını, nefesin derinleştiğini ortaya koyuyor. Bu, meditasyonla neredeyse aynı fizyolojik tepki: “savaş ya da kaç” modundan çıkıp “dinlen ve

Dua, Çok Uzaklardan Duyulan En Sessiz Sestir

Dua, kelimelerin en çıplak haliyle kalbin arasında sıkışıp kalan bir fısıltıdır.



Çoğu zaman sesli çıkmaz.
Çoğu zaman dudaklar kıpırdamaz.
Bazen sadece bir iç çekiş, bazen gözlerin bir anlığına kapanması, bazen de göğsün ortasında durup nefes almayı unutan bir ağırlıktır.

24 Ocak 2026 Cumartesi

Mevlânâ'nın emanet yorumu


Mevlânâ'nın emanet yorumu, doğrudan Ahzâb Suresi 72. âyetin (emanet âyeti) etrafında döner ve tasavvufî bakışıyla çok derinleşir. O âyet şöyle der: “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir.”

Mevlânâ bu âyeti Mesnevî'de ve sohbetlerinde sıkça işler, ama yorumu şu yöndedir: Emanet, Allah'ın insana verdiği en büyük yükümlülük ve aynı zamanda en büyük lütuftur. Bu emanet, akıl, irade, özgür seçim yeteneği, Allah'ı tanıma ve O'na kulluk etme kapasitesidir. Gökler, yer ve dağlar gibi muazzam varlıklar bile bu emaneti taşıyamamış, çünkü onlar zorunluluk (cebr) âleminde yaşar; iradeleri yoktur, sadece Allah'ın emrine mutlak itaat ederler. İnsan ise irade sahibi olduğu için emaneti kabul etmiş, ama bu kabul aynı zamanda bir tehlike

18 Ocak 2026 Pazar

Azerbaycan'ın Savunma Alımlarında Türkiye ve İsrail Dengesi

Azerbaycan'ın savunma sanayii alımlarını inceleyince, söylentilerin aksine, Azerbaycan'ın Türkiye'den "almadığı" doğru değil. Aksine, Azerbaycan hem Türkiye'den hem de İsrail'den önemli miktarda silah ve askeri teknoloji ithal ediyor. Bu, stratejik çeşitlendirme, teknolojik ihtiyaçlar ve jeopolitik çıkarlara dayanıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yakın ilişkiler ("bir millet, iki devlet" sloganıyla simgelenen kardeşlik) göz önüne alındığında, elbette Türkiye'ye destek vermesi (yani Türkiye'den alım yapması) mantıklı görünebilir, ancak gerçekte Azerbaycan zaten bunu yapıyor. Bununla birlikte, tüm alımları Türkiye'den yapmaması da pragmatik nedenlere bağlı. Aşağıda detaylı bir şekilde açıklayayım, verilere dayanarak.




Azerbaycan'ın Genel Silah İthalatı ProfiliAzerbaycan, Sovyet sonrası dönemde Rusya'ya bağımlıydı, ancak 2010'lardan itibaren kaynaklarını çeşitlendirdi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre:
  • 2011-2020 döneminde Azerbaycan'ın silah ithalatının %27'si İsrail'den geldi (çoğunlukla 2016-2020 arası).
  • 2015-2019'da İsrail'in payı %60'a, 2016-2020'de %69'a ulaştı.

Bayraktar TB2 Dronu Nedir?

Bayraktar TB2, Türk savunma sanayii şirketi Baykar Teknoloji tarafından geliştirilen bir orta irtifa uzun menzilli (MALE) insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) platformudur. Keşif, gözetleme ve silahlı saldırı görevleri için tasarlanmış olup, lazer güdümlü mühimmat taşıyabilir. Türk havacılık tarihinde 27 saat 3 dakika havada kalma ve 25.030 feet irtifa rekorlarına sahiptir.




 2014'te ilk uçuşunu gerçekleştirmiş ve 2015'te Türk Silahlı Kuvvetleri'nde hizmete girmiştir. 2025 itibarıyla Bayraktar TB2 filosu, 1 milyon uçuş saatini aşarak ulusal hava platformları arasında en uzun hizmet süresine ulaşmıştır.


Teknik Özellikler